Aeneas Destanı

Vergilius: Aeneis

Vergilius tarafından yazılmış olan Aeneis, Troialı kahraman Aeneas’ın efsanesidir. Kitabı oluşturan oniki bölümde, Troialı kahraman Aeneas’ın Troia savaşından babası, oğlu ve savaştan sağ kurtulanlar ile birlikte kaçtıktan, Roma yakınlarına varıp yerleştikleri zamana kadar başlarından geçen olaylar anlatılmaktadır.
Aslında kitap onların Troia’dan yola çıkışlarından yedi yıl sonra Sicilya’da başlar. Aeneas yedi yıl sonunda Kartaca’ya varır ve başlarından geçenleri kraliçe Dido’ya anlatır. Yani olaylar Vergilius tarafından geri dönüşlerle aktarılır.

Tahta atın içeri alınması, Laokoon’un öldürülmesi, Aeneas’ın, babası Ankhises, oğlu Askanius ve Troia’nın kutsal heykeli Palladion’u alarak Antandros’a kaçması gibi İlyada sonrası efsanelerin çoğu bu destanda anlatılmıştır.

Aeneas Kimdir?

Aeneas, Troia kraliyet ailesinden Ankhises ve tanrıça Aphrodite’nin (Venüs) oğludur. Troia savaşında Hektor’dan sonra en büyük kahraman odur. Hatta zaman zaman Priamos’un oğlu, büyük Troialı kahraman Hektor’a bile öğüt verir. Aeneas’ın görevi Troia’dan ayrılıp, yeni bir yurt kurmak; böylece Troia soyunu yeni kuracağı topraklarda yüzyıllar boyu devam ettirmektir.

Troia’dan Kaçış ve Antandros

Troialı kahraman Aeneas, annesinin; yani Aphrodite’nin koruması altında, omuzlarında babası Ankhises, elinden tuttuğu oğlu Askanius ile birlikte Troia yangınından kaçarak kurtulur. Beraberindeki Troialılar ile birlikte İda Dğı’nın eteklerindeki Antandros’a gelir. Aeneas’ın liderliği altında kendilerine yeni bir vatan aramaya hazırdırlar. Antandros’da gemiler inşa ederler. Antandros kıyısından, 20 gemi ile bahar ayı başlarında ayrılırlar.

Thrakia

Birkaç gün süren yolculuğun ardından Thrakia sahiline varırlar. Thrakia, önceleri Priamos ile dost bir yerdir. Hatta Priamos, oğlu Polydoros’u koruması için Trakia kralı Lykurgos’a verir. Fakat Lykurgos çocuğu Yunanlılara vererek barışı satın alır ve çocuk Troia surları altında, babasının gözü önünde öldürülür. Aeneas tam olarak nerede karaya çıktığını bilmez ve sevinçle kendilerine evler inşa etmeye başlarlar. Şehre de Aeneas ismini verir.Aeneas, yakınlardaki kızılcık ve mersinlerle kaplı bir tepeciğin yanına Annesi Aphrodite (Venüs) ve büyük tanrı Zeus’a (Jüpiter) boğa kurban etmek üzere gider. Çimen sunakları hazırlamaya koyulur ve ne zaman bir çalıyı köklese simsiyah kan damlaları çimenlerin üzerine sıçrar. Bir çalı daha koparırken inlemeler yükselir ve Polydoros’un sesi Aeneas ile konuşur. Troia surları önünde öldürüldüğünü, merhametli Thrakialıların onun kemiklerini buraya gömdüğünü, bu toprakların uğursuz olduğunu ve bu topraklardan ayrılmaları gerektiğini söyler. Aeneas olanları babası ve beraberindekilere anlatır. Polydoros için bir cenaze töreni yaptıktan sonra Thrakia kıyısından ayrılırlar.

Delos

Aeneas ve beraberindekiler Apollon’un tapınağının olduğu kutsal Delos adasına varırlar. Aeneas, tapınak önünde dua eder ve tanrı Apollan’a nereye gitmeleri gerektiğini danışır. Tapınağın içindeki ses “Cesur Dardanos soyu! Ataların kökeninden öte sizi ilk sırtında taşıyan toprak alacak bir tek, verimli bağrına yine. Arayın bu eski anatoprağı! Aeneas’ın evi orada egemen olacak bütün dünyaya, sonra çocuklarının çocukları ve onlardan doğacak çocuklar da! dedi.

Girit

Kehaneti yorumlayan Anchises, “Soyumuzun babası Teucer Girit’den geldi, orada da tıpkı Troia’nın önemli dağı gibi adayı çaprazlama kaplayan sıradağların adı İda Dağı’dır der. Göçmenler yola koyulular ve üçüncü gün Girit’e varırlar. Kıyıda onları dostça karşılarlar. Aeneas ve beraberindekiler yeni evler inşa etmeye başlarlar; göçmenlerle yerliler evlenirler, topraklar paylaşılır, kanunlar oluşturulmaya başlar. Yeni kentin adı Pergama koyulur. Fakat yeni bir felaket ortaya çıkar. Çok sıcak bir yaz tarlaları yakıp kavurur, bitkiler kurur ve insanlar ölmeye başlar. Ankhises nereye gitmeleri gerektiğini danışmak için tekrar Delos’a gitmeyi önerir.

Ocak Tanrıları Apollon’un Kehanetini Aeneas’a Bildiriyor

Girit kıyısında gece Aeneas’ın önünde Apollon’un kehanetini söyleyen Phrygia ocak tanrıları belirir ve ona bu kıyıdan ayrılıp İtalya’ya gitmeleri gerektiğini, ataları olan Dardanos ve İasios’un bu topraklardan geldiğini söyler. Aeneas gördüklerini koşarak babasına anlatır. Ankhises o zaman Priamos’un kahine kızı Kassandra’nın anlattıklarını hatırlar. Kassandra: “Soyumuzun Hesperia veya İtalya denen bir ülkeye gideceğini söylemiş. Troia soyu iki kişiye ve yere dayanır: Dardanos ve Teucer. Dardanos İtalya’dan gelmiş, Teucer Girit’den. Demek ki İtalya’ya gitmeliymişiz.” der.

Girit’den Ayrılış Harpyler’in Yaşadığı Topraklara Varış

Aeneas ve beraberindekiler Girit’den İtalya’ya gitmek üzere yola çıkarlar. Denizde üç gün süren bir fırtınaya yakalanırlar. Fırtına sonrası ilk gördükleri topraklar Strophades kıyılarıdır. Burada vahşi Celaeno ve diğer Harpyler oturmaktadır. Harpiyalar genç kız yüzlü, kuş gövdeli yaratıklardır. Gittikleri her yeri pislikleri ile batırırlar. Aeneas ve arkadaşları limana girer girmez karada otlayan keçi ve sığır sürüleri görürler. Hemen Zeus için kurban keserler ve kendilerine de yemek hazırlarlar. Daha ağızlarına bir lokma koymadan Harpiyalar üstlerine üşüşür ve her yeri kokan nefes ve pislikleri ile kirletirler. Adamlar kılıçlarını çekip kuşları öldürmeye çalışsalar da tüylerine kılıç işlemez. Kuşlardan biri dışında diğerleri kaçarlar. Celaeno adlı kuş; “Apollon’un bana açıkladığı ve şimdi size intikam almak için söyleyeceğim kehaneti dinleyin. İtalya’ya gidip oraya ulaşmayı başaracaksınız, limanı sizi dostça karşılayacak; ama size vaat edilen şehrin surlarını ancak korkunç bir açlık sizi kendi masalarınızı kemirip yemeye zorladığında inşa edebileceksiniz. Bu bize yaptığınız insafsızlığın cezasıdır.” der.

Harpy Topraklarından Ayrılış

Harpyler’in topraklarından ayrıldıktan sonra sırasıyla Zachynthos, Dulichium, Same, Neritos Ddası, İthaca’dan geçerler. Sonra Leucate Dağı’nın dumanlı doruğunu görürler. Apollon tapınağına ulaşırlar, yorgun argın yanaşırlar küçük bir kente. Burada Zeus’a sunular yaparlar. İlerlemeye devam ederler, Phaec kalelerini geride bırakırlar. Epirus kıyılarından geçerler, Chaonia limanından Bouthrotium’a varırlar.

Bouthritium

Burada Priamos’un oğlu Helenos’un Yunan kentlerini ele geçirdiğini ve Hektor’un eşi Andromakhe ile evlendiğini duyarlar, bunların doğru olup olmadığını anlamak için dolaşmaya çıkarlar. Aeneas dolaşırken Andromakhe ile karşılaşır. Andromakhe Aeneas’ın duyduklarını doğrular, Helenos buradaki topraklara avda ölen sevdiği arkadaşı Chaon’un adına ithafen Chaonia adını vermiş ve burada küçük bir Troia kenti kurmuştur. Andromakhe ve Helenos, Aeneas ve adamlarını saraylarında konuk ederler. Günler sonra yola çıkma vakti gelmiştir. Aeneas Apollon rahibine danışır ve kehanet alır. Rahip yolculuk sırasında başlarına gelecek bazı olayları, karşılaşacakları yerleri aktardıktan sonra şu önemli kehaneti bildirir; “Issız bir ırmağın kıyısında otururken meşeliğin dibinde iri bir yaban domuzu ve otuz yavru görünce kentini kurup çilelerin son bulacağı yer burasıdır.”
Andromakhe Aeneas ve beraberindekileri uğurlarken onlara pek çok hediye verir. Bu hediyelerden Ascanius’a verdikleri altın telle işlenmiş giyisiler ve Phrygia tipi bir üstlük tür. Aeneas da ayrılırken oradakilere şu anlamlı sözleri söyler: “Siz artık huzura ulaşmışsınız kentinizi kurmuşsunuz bizim bulmamız gereken topraklar var. Gün olup ulaşırsam Thybris’e, ya bu ırmağa yakın ovalara, soyuma ayrılmış surları görürsem bir gün, dilerim kan kardeşi çift kenti, eskiden birbirine yakın iki kardeş halkı birleştirelim yüreğimizde tek yurt olsunlar. Hesperia ile Epirus tek olsun bizim için, ikisinin de atası Dardanos’dur, mademki ikisinin de başına gelen benzemektedir, torunlarımız da bu duyguda olsun bizimle!”

Ceraunia

Bouthrrutium’dan ayrılır ayrılmaz deniz onları Ceraunia yakınlarına atar. Buradan deniz yoluyla İtalya’ ya varış çok kısadır. Yıldızlar görünüp hava uygun olunca hemen toparlanıp gemilere binerler ve açılırlar denize yeniden.

Castro III.530 VD.

Uzun zaman yol aldıktan sonra, tan yeri ağarırken kahraman Akhates İtalya diye bağırır. Ankhises kadehini şarapla doldurur, geminin kıç güvertesinde durup yalvarır tanrılara elverişli bir rüzgâr ve kolay bir yolculuk için. Karşıda yay gibi kıvrılan bir liman, kalenin üzerinde Athena tapınağı görünür. Üst üste dizilmiş kayalardan oluşan bir duvar sağ ve soldan denizin içine kadar uzanır. Bu kayalar her iki yandan tapınağı gizler. Kıyıda otlayan dört beyaz at görürler. Ankhises önce bu atların savaş anlamına geldiğini söyler, ama ardından barış umuduna da işaret olabilir der. Tanrıça Hera için adaklar sunduktan sonra çok güvenilir bulmadıkları bu topraklardan yani Castro’dan ayrılırlar.

Doç Dr. Yasemin POLAT

Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Klasik Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi